282 baskı
Tekirdağ
DOLAR32.5422
EURO34.906
ALTIN2424.0

SİNAN BAYRAKTAR OYUNUNUN DÜNYA PRÖMİYERİ ÇORLU’DA

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
SİNAN BAYRAKTAR OYUNUNUN DÜNYA PRÖMİYERİ ÇORLU’DA
Abone ol

Çorlu’lu sanatçı Sinan Bayraktar ile oyunu Kulaksız Galip ile Solmaz Rosa – Fenerbahçe Mucizesi’nin gösterimi öncesi röportaj yaptık.

17 Kasım 2023, Cuma günü, Memduh Şevket Esendal Sahnesinde gerçekleşecek gösterinin Dünya Prömiyeri olduğunu açıkladı. Prova sonrası görüştüğümüz sanatçı Bayraktar oyunu hakkında bilgi verdi. Oyunla ilgili teknik çalışmalarını anlattı, hayalleri ve amacı üzerine konuştuk. Haber 282’ye özel açıklamalarda bulundu.

Sinan Bayraktar, “Sinan Bayraktar Tiyatrosu 2003 yılından beri faaliyette. 20 yılı aştı. Bu oynayacağım Kulaksız Galip ile Solmaz Rosa – Fenerbahçe mucizesi oyunu tiyatromuzun yedinci oyunu.

Daha önce Fenerbahçe ile ilgili Fenerbahçe Destanı adlı bir gösteri sahnelendi. Bu ikinci Fenerbahçe konulu tiyatro oyunumuz. Bu başlı başına bir dramatik yapısı olan bizim Türk tiyatrosu formunda kaleme alınmış bir eser” dedi.

Sözlerine oyununu özetleyerek sürdüren Bayraktar şunları anlattı; “Kulaksız Galip Fenerbahçe’nin 1922 yılındaki takımın Teknik Direktörü, Solmaz Rosa da bir Rum kadını, sevgilisi. Ve kiracısı aynı zamanda.

FENERBAHÇE MUCİZESİ

1922-23 yılında takımı hiç yenilmiyor. Hiç yenilmediği gibi hiç de gol yemiyor. Mucize burada! Dünyada görülmüş bir şey değil bu. Sadece Fenerbahçe tarihinde kaydedilmiş. Oyunumuzun ekseni bu mucize üzerine kurulu. Oyunumuzun teması da mucize içi sevgi dolu bir demir disiplindir. Konunun özünün özü bu.

1922-1923 yılı bilindiği üzere işgal İstanbul’u. İngilizler, İtalyanlar ve Fransızlar tarafından işgal altında İstanbul. Fakat sosyal hayat devam ediyor tabii. Bir taraftan 1. Dünya savaşı artık bitecek, Mudanya Ateşkes antlaşmasını İsmet Paşa yürürlüğe sokuyor. Ardından Lozan’da Sulh Konferansı yapılıyor. Dışişleri Bakanı seçilen İsmet Paşa Lozan’a gidiyor. Fakat İsmet Paşa Lozan’a giderken konferansı izlemek için ona bir gazeteci eşlik ediyor. Bu gazetecide Fenerbahçe İdari Heyet Azası ve Akşam Gazetesi Sahibi Ali Naci Bey (Ali Naci bey daha sonraki yıllarda Milliyet Gazetesini kurdu). Ve olaylar dizisi bu aşamada çok renkleniyor. Çünkü Lozan’da İsmet Paşa Fenerbahçeli olduğu için Fenerbahçe ile ilgili havadisleri Ali Naci Beyden öğreniyor. Örneğin General Harrington Kupasının kazanılışını Ali Naci Bey ona haber veriyor. Ve İsmet Paşa İstanbul’a Kuşdili Lokaline bir kutlama telgrafı gönderiyor. Bu kutlama telgrafı Kuşdili Lokalinde bütün Fenerbahçelilere ve sporculara okunuyor.

Lozan emsalsiz bir diplomatik zafer zaten. Bu arada da Fenerbahçe’nin maçları tamamlanıyor. Ve mucize gerçekleşiyor. Büyük bir sükse yaratıyor Fenerbahçe İstanbul’da.

GENERAL HARRINGTON KUPASI

General Harrington işgal kuvvetleri Baş Kumandanı Fenerbahçe’ye bir maç davetinde bulunuyor. İngiliz Gardler karması kuruluyor. Hatta bu İngilizlerin arasında bugünkü Chelsy takımının futbolcuları da var. Çok sağlam bir takım kuruyor. Fenerbahçe’yi yenmek istiyor. Çünkü daha evvelde Fenerbahçe ile maçlar yapıyorlar. Ama İngilizler hep kaybediyor maçlarını. General Harrington artık giderayak bir galibiyet almak istiyor. Fakat bunu da başaramıyor. Fenerbahçe 2-1 General Harrington Kupasını kazanarak Türkiye’deki ilk Avrupa Kupasını Fenerbahçe Müzesini götürüyor”

TABİİ Kİ AŞK HİKAYEMİZ VAR

Oyunda bir de aşk hikayesi olduğundan söz eden Sinan Bayraktar şunları söyledi; “Bu esnada tabii ki aşk hikayemiz var. Solmaz Rosa bir Rum kadını olduğu için mübadele gereği Yunanistan’a gönderilecek. Çünkü nüfus değişimi zorunludur. Yunanistan’daki Türkler Türkiye’ye, Türkiye’deki Ruımlar Yunanistan’a gidecekler. Tabii Solmaz Rosa da gidecek. Ve artık romantizm üst boyuta geliyor oyunda. Gözyaşları içinde Solmaz Rosa. Öte yandan Kulaksız Galip Bey hüzün içinde. Bütün Klüp, Klüp Başkanları, İdari Heyet azaları Solmaz Rosa’yı nasıl uğurlayabileceklerini düşünüyorlar. O kadar hüzünlü anlar yaşanıyor ki. Fakat bu arada Ali Naci Bey nüfus değişimi ile ilgili bir haber gönderiyor. Nüfus değişimi zorunludur. Bu bildiriliyor Solmaz Rosa’ya. O da artık gidecek. Fakat protokol metni çok geç ulaşıyor Akşam Gazetesine. Ve bu metinde İstanbul’lu Rumların mübadeleden muaf tutulduğu haberi var. Bu geç intikal ediyor Kuşdili Lokaline. Fakat büyük bir sevinçle karşılıyorlar bu haberi. Hatta Solmaz Rosa Kulaksızzade Ali Beyin boynuna sarılıyor ilk defa”.

FİNALE DOĞRU GELİYORUZ

Ve sona doğru ilerleyen hikayesine şöyle devam eden Bayraktar; “General Harrington Kupası kazanıldıktan sonra oyun finale doğru geliyor. Bir doruk sahne var. Doruk sahnede şu; Lozan’dan dönen delegeler heyetini ve Ali Naci Beyi, Sirkeci Garında halkın arasında Fenerbahçe heyeti de karşılıyor. Solmaz Rosa gözyaşları içinde, şükran hisleri ile bakıyor İsmet Paşaya. O artık İstanbul’da kaldığı için. İsmet Paşa ve heyet gardan çıkıyorlar. Ali Naci Bey de arkadaki vagonlardan birinden iniyor. Elinde valizi, boynunda fotoğraf makinesi. Fakat karşılandığından haberi yok. Sonra Fenerbahçe heyetini görüyor. Telaşlanıyor. Onu karşılıyorlar. İzci Çocuklar boyuna sarı lacivert izci ipi asıyorlar. Çiçek veriyorlar. Onlarda artık garı boşaltmak üzereler. Tam bu sırada halkın arasından ayakları çıplak, fakir bir çocuk, yamalı pantolonun cebinden el örgüsü bir Fenerbahçe bayrağı çıkarıyor. Göğsünde açıp heyete doğru tutuyor. Reis bey fark ediyor çocuğu, heyeti durduruyor. Çocuğu gösteriyor. Teknik ve İdari heyet azaları da o kadar seviniyorlar ki çocuğa bir sürpriz yapıyorlar. Çocuk için bir resmigeçit töreni yapıyorlar. Çocuğun önünden Fenerbahçe heyeti geçmeye başlıyor. Hem de dizlerini kırmadan. Yüzleri ona dönük. Tıpkı hani bayramlarda öğrenciler bando Kaymakama doğru dönerler ya. Onun gibi. Çocuğun önünden geçiyorlar. Çocuk dünyanın en mutlu çocuğu olarak gülücükler yayıyor. Reis beyin de gözünden bir damla yaş kayıyor” dedi. Ve ekledi Sinan Bayraktar; bu doruk sahne!

VE FİNAL

“Ardından final geliyor. Finalde 10 Ağustos 1923’teyiz. Lozan heyetinin Sirkeci Garına gelmesi. Zaman sıçraması ile 29 Ekim 1923 Ankara’ya gidiyoruz. Ankara’da Cumhuriyet İlan ediliyor. Kısacık bir sahnemiz var.

Ve final sahnesine geliyoruz. 30 Ekim 1923. Kulaksızzade Galip Bey ile Solmaz Rosa’nın düğün merasimi. Cumhuriyet Balosu ile eşdeğer olarak aynı anda kutlanıyor. Yaylı sazlar orkestrası sahnede. Şef Münir Nurettin Bey. O zamanlar yirmi beş yaşında (1915 yılındaki Fenerbahçe’nin sol açığı. O da futbol oynamış). Kulaksız Galip ile Solmaz Rosa ortada dans ediyorlar. Etrafında da efsane takım, yenilmeyen, mucizeyi yaratan takım herkesin dans ettiği sırada birden bire Fenerbahçeli futbolcular duruyor. Ceplerinden sarı lacivert konfetiler çıkarıp yeni evlilerin başına saçıyorlar.

CUMHURİYETİMİZİN 100. YILINI DA ÇORLU’DA BÖYLECE KUTLUYORUZ

Bu sırada Reis Sabri Bey sahneye gidiyor. Müziği sonlandırması için şefi uyarıyor. Müzik susuyor. Sahneye Fenerbahçe tarihçisi Nasuhi Bey geliyor. Nasuhi Bey, Ali Naci Bey Lozan’a gittiğinde Akşam gazetesindeki makamını kullanıyor. İkisi de Fenerbahçeli arkadaş. O Fenerbahçe tarihini kaleme aldığı için gazetenin spor arşivinden düzenli notlar çıkarıyor. Bu arada da Ali Naci Beyden gelen haberleri kulübe iletiyor. Bir nevi gazetecilik yapıyor. Ama tarihçi. Nasuhi bey aynı zamanda 1910-12’li yıllarda ilk futbolculardan biri. O çıkıyor sahneye. Diyor ki; biz “sanat, bilim ve sporu her şeyden üstün tuttuk. Ey gelecekteki Fenerbahçe nesli. Vasiyetimiz budur” Aslında burada bir alt anlam var. Bugüne sanki söylüyor bu sözleri. “Yaşasın Fenerbahçe, Yaşasın Cumhuriyet”. Burada Sinan Bayraktar; Tabii biz de bu oyunla Çorlu’da Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlamış oluyoruz aslında. Bizler içinde böyle bir anlamı var oyunun” diyerek oyunun ayrı bir anlamı olduğunu vurguladı.

“Ve yaylı sazlar orkestrası daha önce dans ederlerken takım, Mustafa Kemal Paşa ile Fikriye hanımın aşk şarkıları olan “Manastır Türküsü”nü çalıyor. Şimdi ise Atatürk’ün en sevdiği şarkının ilk melodilerini yaymaya başlıyor. Bu müzik duyulurken aynı çocuk. Ayakları çıplak çocuk (fakat kulüp onu bağrına basmış. Sokak çocuklarını alıyor Fenerbahçe o dönemlerde ve eğitiyor. Spor eğitimi, burs veriyor) O çocuk smokin giymiş. Ayaklarında pırıl pırıl mektep ayakkabıları. Bu sefer cebinden Demir Münevverin diktiği Türk bayrağını çıkarıyor. (Demir Münevver de Fenerbahçeli gönüllü kadınlardan biri. Forma tadilatı yapıyor. Eşorfman tadilatı yapıyor. Sıkı bir Fenerbahçeli. Değişik bir ikinci yardımcı karakter oyunculardan biri. Solmaz Rosa’nın çok yakın arkadaşı). Çocuk bayrak elinde iken duvara dönüyor. Duvarda yıldırım orduları kumandanı iken Fenerbahçe Spor Kulübünü ziyaret ettiği gün çekilen şayak kalpaklı fotoğrafına dönüyor Gazi Paşanın. Bayrağı ona doğru tutuyor. Arada müzik devam ediyor. Herkes de çocuğa bakıyor bu ne yapıyor diye. O sırada Solmaz Rosa çocuğu görüyor. Türk mavisi gözlerini çocuktan alıp, o da duvarda önce Lozan kahramanı İsmet Paşanın sulh antlaşmasını imza ederken çekilen fotoğrafına sonra Gazi Paşanın fotoğrafına minnet dolu hislerle bakarak şarkısını söylüyor. Orkestranın çaldığı şarkıyı. “Benzemez kimse sana. Tavrına hayran olayım” Bu sırada ışıklarımız yavaş yavaş sönüyor. Oyun bitiyor”

BRECHTIN GESTUS YÖNTEMİ İLE VE OYUNCULUK TEKNİKLERİ

Bayraktar oyun hakkında teknik açıklamalarda da bulundu. “Kulaksız Galip ile Solmaz Rosa, Brechtin Gestus yöntemi ile ve oyunculuk teknikleri ile sahnede çalışıldı. Ben tek kişilik oyunlar oynadığım için işin içinde biraz kuram olsun istiyorum. Bizim Türk tiyatrosu kuramımız; Sinan Bayraktar tiyatrosu olarak olarak benim kuramım; Tiyatroyu ben boş bir tual ve boş bir film şeridi pelikül olarak görüyorum.

Seyircinin bu tuali ve bu pelikülü kendisi doldursun istiyorum. Bunu sunmak istiyorum sahnede. Bu kuram mesela Aristotelesin kuramı; tiyatro aynadır. Brecht için; dinamodur. Bizim için pedikül, tualdir. Bu tekniklerle çalışıldı Kulaksız Galip ile Solmaz Rosa’da.

Bundan önce oynadığım Eskici Veli ile Vasfiye ise Sinan Bayraktar Tiyatrosunun belki de emsalsiz oyunlarından biri. Bir daha aşılamayacak güzellikte. Pandemiden önce sadece 3 kez oynayabildim. Bundan sonra o oyunu Brechtin Gestus yöntemi ile ve oyunculuk teknikleri ile çalıştığım bu sözünü ettiğim kuram ile yazdığım bu oyunu çok ünlü çok sevilen bir sanatçımıza oynaması için önerdim. Fakat adını açıklamayacağım. Çünkü belki yürürlüğe girmez proje. Ve eğer yürürlüğe girer de oynanırsa Türkiye çapında çok sükse yapacağını tahmin ediyorum. Bunu da antiparantez belirtmek isterim” dedi.

NEDEN İKİ FENERBAHÇE FİLMİ OLMASIN?

Sinan Bayraktar yaptığı projeler ve çalışmalar hakkında da bilgi verdi. “Şimdi bu Kulaksız Galip ile Solmaz Rosa daha önce yazdığım bir senaryodan damıtılmış çok özel bir oyun. Fenerbahçe mucizesi adlı bir senaryo yazdım. Fakat istediğim kişilere ulaştıramadım bu senaryoyu. Okunmadı senaryo. İilgili ellere ulaştırdım. Fakat kısmet değil. Olmuyor bazen. Turgut Özakman hocamız şöyle derdi; her oyunun bir kaderi var. Gerçekten de öyle. Sonra o senaryoyu yeniden ele aldım. Düzelttim. Daralttım. İncelttim. Budadım. Şimdi senaryo son müsveddesi Meltem Cumbul’da. Kendisi eğer Fenerbahçemiz için bu senaryoyu değerli bulursa belki bu senaryoyu başkana sunarız. Belki filme alınabilir. Ancak geçtiğimiz yıl Fenerbahçe ile ilgili bir film yapıldı. Şubat ayında vizyona girecek. Dolayısı ile ben biraz geç kaldım. Kısmet işte. Ama neden iki tane Fenerbahçe filmi olmasın. Bilemiyorum belki beğenilirse çekilir. Diyeceğim; malzeme o kadar zengindi ki hem oyun çıktı hem senaryo çıktı hem de ilk oynadığım Fenerbahçe Destanı yani üç tane eser çıktı ortaya. Biri gösteri, biri tiyatro oyunu bir tanesi de senaryo olmak üzere. Fakat bunlar kolay olmuyor. Gidip arşiv çalışması yapılıyor. Tarih çalışılıyor. İlgili kaynak kişilerden fikirler alınıyor. Bunlar zaman alıyor hep. Ama sonunda ortaya bir şeyler çıkıyor” dedi.

İSTEKLERİM, HAYALLERİM VAR

Bayraktar; “Benim sıkıntım şu; kolay seyirciye ulaşmak istiyorum. Ucuz sahneler bulmak istiyorum. Beni gezdirecek, yürütecek organizatör ya da menejerler istiyorum. Çünkü ben hem yazıyorum hem prova yapıyorum, hem oynuyorum. Diğer yandan da hem organizasyonunu yapıyorum. Hem biletimi satıyorum. Bu o kadar zor bir iş ki. Artık yalnızca oyunumu oynamak istiyorum. Bana yardımcı olacak menejerler ve organizatörler istiyorum. Hatta dernekler istiyorum. Onlar uygun görürlerse. Böyle hayallerim var” diyerek sıkıntılarını, isteklerini, hayallerini de bizimle paylaştı.

TİYATRO, “SEVGİ BİLGİSİ” DEMEK

“Tiyatro o kadar önemli ki; tiyatro, “sevgi bilgisi” demek. Nasıl felsefeye, “bilgi sevgisi” diyoruz. Tiyatro da genel olarak sanat da “sevgi bilgisi”. Yaptığımız iş bu. Bütün çabamız bu. Genç insanlara güzel bir şeyler ifade edelim. Emsal insanlarımıza mutluluk yayalım. Kurulduğundan bu yana bütün amacı bu Sinan Bayraktar Tiyatrosunun” diyerek sözlerini tamamladı.

Haber / Handan Var

 


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN
Tekirdağ Valisi Sayın Recep Soytürk'ün 10 Kasım Atatürk'ü Anma Günü MesajıÖnceki Haber

Tekirdağ Valisi Sayın Recep Soytürk'ün...

TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ İÇİN ALARM ZİLLERİ ÇALIYORSonraki Haber

TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ İÇİN ALARM ZİLLERİ...

Yorum Yazın

Başka haber bulunmuyor!

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar